18 Aralık 2009 Cuma

Assortie

Bayan olupta takı ve çantayı sevmeyen yoktur.Benimde takı ve çanta deyince aklıma ilk gelen assortie hem şık ve güzel hemde fiyatları uygun enson dün bir bakayım diye uğradım.Yılbaşınında gelmesi nedeniyle hem indirime girmiş hemde yeşil etiketli ürünlerden alanlara kırmızı etiketli olanları hediye veriyorlar.Bulunduğunuz yerde varsa bir uğrayın derim..

17 Aralık 2009 Perşembe

YeniYıl Yemeği

Daha önceki yazımda okulumuzun düzenlediği yeni yıl yemeğinden bahsetmiştim.Bana kalan kısmını en sonunda bugün bitirdim.O gece satılacak olan ürünleri bir hafta öncesinden almama rağmen ancak bugün yapabildim.İlk önce yeşil kartondan küçük çam ağaçları keserek delgeç yardımı ile ortalarını deldim.Üzerlerine okulun ismi ve mutlu yıllar yazısını yazdım.En zor kısmıda aldığım simleri ona yapıştırmak oldu.İlk önce prittleyip üzerine simleri fırçayla yerleştirmeye çalıştım.Baktım çok oyalayacak simi döktüm gazete kağıdının üstüne prittlediğim ağaçları onun üstüne kapattım.Hem daha kolay oldu hemde fazla vaktimi almadı.Sonra tek tek jelatin ile kapladım.Yapmış olduğum çamları kırmızı rafyaya geçirip bağladım.Hiç bu kadar paket yapmamıştım.Bitincede bir Off çektim:))


Kapı Süsüydü Kapı Önü Süsü Oldu:)

Bu süsü yapmadan ilk önce Mertle çam ormanına girip kozalak toplamakla işe başladık.Mertin kozalak toplamak çok hoşuna gitti.Dediğim günden başlayarak toplamaya gidene kadar hergün kozalak diye başımızın etini yedi.Kozalakları topladık bu seferde hadi yapalım kapı süsünü diye tutturdu:)anlayacağınız söylediğime pişman oldum.Ama iyikide demiş.10 gün önce havalar burada çok güzeldi.Attık kendimizi bahçeye ve orda yaptık.Şimdi olsa bu yağmurda yapmamız zor olacaktı.
Ben kozalakları sprey boya ile boyarken oğluşumda kendi kozalaklarını sulu boya ile boyadı:)

Süngeri yuvarlak kestikten sonra evde eskimiş olan kırmızı bir tshirtle etrafını kapladım.

Üstüne sıcak silikonla kozalakları ve çam dallarını monteledim.Üzerlerinede hazır aldığım keçe süsleri yapıştırdım.Aslında bunu kapı süsü yapıcaktık.Ama kırmızı kumaşı sararken içine karton koymadığım için sabit olmadı.Kapımızın önündeki portmantonun üstüne koyup içine ayaklı bir tabağımı koydum.İçinede kalan kozalak ve dalları yerleştirdim.Ağaç süsümüzlede süsleyip Kapı süsünü kapı önü süsü olarak değişmesini sağlamış oldum:)İşte sonuç..





14 Aralık 2009 Pazartesi

Yeni Yıla 17 gün kala

Bu sene yeni yıl hazırlıklarımız bayaa yoğun geçiyor.Mertin okulunun yapacağı yeni yıl yemeği için okul aile birliği olarak durmadan çalışıyoruz.Hediye almak paketlemek bana düşen kısımlarından biri onlardan fırsat buldukça evimizde de yılbaşı hazırlıkları başladı.Mağazaların yeni yıl süslerini gördükçe Mert bir haftadır ağaç kuralım diye başımızda:) en sonunda ağacımızı kurduk.Yılbaşı için yaptığımız kapı süsümüzünde son aşamaları kaldı.Onuda bitirdikten sonra paylaşıcam.

6 Aralık 2009 Pazar

Yumurtadan Çıkan Oyuncaklardan Kapı Süsü

Çocuklu her evde mutlaka bu oyuncaklardan vardır.Çoğalmaya başladıkça başınızada dert oluyor.Bir dağıldı mı toplaması tam bir işkence oluyor.Uzun zamandan beri Mert oynayıpta dağıtmasın diye saklamıştım.Geçenlerde 10 marifette gezinirken http://dilekyigit.blogspot.com/ yapmış olduğu kapı süsünü görünce ne iyi bir fikir hemen yapmalıyım diye düşündüm.

Sünger ve kartonu babamız kesti.Mert oyuncakları bana vermede yardımcı oldu:)Bende yapıştırma işlemini yaptım.Süngerin altına düz dursun diye karton koyup eski kot pantalondan parçalar keserek onlarla sardım.

Yapıştırırken tekstil kumaş yapıştırıcısı ve uhu kullandım.Üstüne oyuncaklarıda sıcak silikonla monteledim.Bilerek sık yapmadım ki yeni çıkan oyuncaklar oldukça yapıştırırım diye malum bu küçük oyuncaklardan kurtuluş yok:)Bittiği zaman mertin çok hoşuna gitti.Hem beraber yaptık hemde eski kot ve oyuncaklar değerlendirilmiş oldu.

Kapıyada çift yönlü bant kullanarak monte ettim.
















ADINI SEN KOY

Dün akşam yine sinema günümüzdü.Çocukları annelere bırakıp sinemaya gittik.Beyler Gladio Kurtlar Vadisine gitmeye karar verince bizde Pelinle benim büyük ısrarlarıma karşı :) Adını sen koya gitmeye karar verdik.
'Aşk nedir biliyor musun? Bir Kadın için Dünyadaki tüm kadınlardan vazgeçebilmek...'

İyikide gitmişiz..Güzel bir film olmuş.Filmde en güzel oyunculukta Ahmet Mumtaz Taylan ın canlandırdığı deli abi rolüydü.Yaptıkları delilik gibi görünsede kardeşini çok seven bir abinin yaptıklarıydı. Sadece filmin sonu tatminkar değildi.Filmde kötü veya iyi bir son beklerken hiç birşey olmadan bitmesi bende 2cisi çekilecek ordan devam edecek hissini uyandırdı.

3 Aralık 2009 Perşembe

Arkadaş ve Dost

Bu hafta dünya dostlar haftasıymış.Arkadaşlarımdan gelen emailler sayesinde öğrenmiş oldum.Herkesin dünya dostlar haftası kutlu olsun:))
Dostluk Sabah öperek uyandırmaktır...

Aynı dala tutunmaktır kimi zaman

Dans etmektir kolkala...




küçük hediyeler almaktır...


ve Kimi zaman aynı kalbi paylaşmaktır..


Öpmektir onu doyasıya
Ve bunu söyleyebilmektir
'Dostlugun en büyük Armağan Bana'
> > > > > > > > >ARKADAŞ ile DOST KAVRAMI > > > > > >
> > > >Arkadaş evinize geldiğinde misafir gibi davranır,
> > > >Dost geldiğinde buzdolabını açıp istediğini alır.
> > > >Arkadaş senin ağladığını görmez,
> > > >Dostunun omuzu ise senin gözyaşlarınla ıslanır.
> > > >Arkadaş davetine katılınca bir paket hediye ile gelir,
> > > >Dost sana yardım etmek için erken gelir; toparlanman için geç gider.
> > > >Arkadaş, onu o yattıktan sonra ararsan rahatsız olur,
> > > >Dost neden bu kadar geciktiğini sorar, derdini anlatmak için,
> > > >Arkadaş bir kavgadan sonra her şeyin bittiğini düşünür,
> > > >Dost ise tekrar arar.
> > > >Arkadaş senin daima onun arkanda olmanı ister,
> > > >Dost ise her zaman senin arkandadır.
> > > >Arkadaş zaaflarınızı öğrenir ve onları kullanabilir,
> > > >Dost zevklerinizi öğrenir ve onlara hitap eder.
> > > >Arkadaş zayıflıklarınızı bilirse başınıza kakar,
> > > >Dost zayıflıklarınızı bilirse örtmeye çalışır.
> > > >Arkadaş sizi ikinci görmek ister,
> > > >Dost ikinciniz olmaktan şeref duyar
> > > >Arkadaş sıkıntınız olmadığında yanınızdadır,
> > > >Dost sıkıntınız olduğunda size koşar,
> > > >Arkadaşlarınıza siz huzur vermeye çalışırsınız,
> > > >Dostlarınız size huzur vermeye çalışır.

Ispanaklı Pasta

Bu pastayı ilk defa görümcem yapmıştı onda görmüştüm ve aklıma gelen ilkşey pastaya bu kadar fıstıkmı konur olmuştu:)) Tarifi alınca bayaa bir şaşırdım.Öğrendiğimden bu yana devamlı yapıyorum.Mertte bu pastaya bayılıyor.Burada havalar bayaa kötü sıkkın bir hava ve devamlı yağan yağmur sıkıntıdan ne yapalım diye düşünürken dün akşam oğlumla bu pastayı yapmaya karar verdik.
İÇİNDEKİLER

Keki için

2 yumurta
1.5 su br şeker
2 su br un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Yarım su br sıvıyağ
200 gr ıspanak

Kreması İçin

3 su br süt
2 dolu yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı nişasta
Yarım su br şeker
1 paket vanilya

Kremşanti için

1 paket hazır krem şanti
1 bardak süt

Yapılışı
200 gr ıspanağın yaprakları doğranır ve bir tavada suyu çekinceye kadar kavrulur.Blendırdan geçirilip püre haline getirilir.Kek malzemeleri karıştırılıp içine eklenir.Yağlanmış yuvarlak borcamda 180 derecede pişirilir.O pişerken krema malzemeleri kıvam alıncaya kadar pişirilir.Kremşantide hazırlanıp dolapta bekletilir.Çıkan kek soğuduktan sonra ortadan kesilip arasına krema konur.En üstünede kremşanti ile şekil verilir.Ben üstüne keki kestiğim zaman içinden biraz kekinden alıp ufalayarak üstüne serpiştirdim.









27 Kasım 2009 Cuma

16 Kasım 2009 Pazartesi

NeFeSsSsS

İlk filmin fragmanlarını gördüğümde ağlamaya başlamıştım.Komutanın ''uyursan ölürsün'' sözü beni çok etkilemişti.Ağlıyacağımı biliyordum ama bu kadar etkileneceğimi tahmin etmiyordum.Bir erkek annesi olarak izlerken farklı duygularla filmi izliyorsunuz.Filmde bulunan komutanın ve askerlerin oyunculuğu çok güzeldi.Filme o kadar kendinizi kaptırıyorsunuz ki filmden çıkınca hala etkisinde kalıyorsunuz.Çatışmadan sonra sakat kalan bir askerin yere düşen Atatürk büstünü alıp yerine götürdüğü sahne beni perişan etti.Birde çatışma bittikten sonra ele geçirilen yaralı bir teröristi öldürmeyen bir asker sahnesi vardı.Hala orayı anlamış değilim.O kadar olaydan sonra bir asker bu kadar mantıklı düşünemez.İnsanca bir davranış olmasına rağmen o an için hiç bir asker öyle düşünmez sanıyorum.Filmin sonuna doğru komutan eşine haber vermek için giden askerler ve kadının apartman kapısında görüp hemen evine gidip kapıyı kitleme sahnesini Allah kimseye yaşatmasın.Film sonunda gösterilen askerlerin söylediği ''götür beni gittiğin yere'' şarkısı çok güzeldi.Filmi gerçekten adı gibi ''nefes'' inizi tutarak izliyorsunuz.Her vatanını seven bu filmi izlemeli diye düşünüyorum....

13 Kasım 2009 Cuma

Pembe Kurdela


Emailime gelen bu mesajı sizlerle paylaşmak istedim.... Tüm aydınlıklar kadınların olsun......

Orta yaşlı ve düzgün giyimli bir adam sessizce kafeye girerek köşedeki masaya oturur.

Garsona sipariş vermek için beklerken yan masadaki gençlerin kendisine bakarak gülüştüklerini fark eder. Belli ki yakasına taktığı küçük pembe kurdele şeklindeki Rozetine gülmektedirler.

Bu alaylı bakışları görmezden gelen adam, yan masadakilerin bu ısrarlı sırıtmalarına dayanamayarak elini lacivert ceketinin yakasındaki rozete götürerek,'Bu mu?' diye bakışanlara sorar.

Yan masadakiler yüksek sesle gülerek,'Küçük güzel Pembe kurdeleniz lacivert ceketinize pek de yakışmış!' diyerek sırıtmaya devam ederler.

Orta yaşlı adam bu sözü söyleyen delikanlıya dönerek,'Lütfen masama buyurun bunu tartışalım' der.

Biraz önce tüm sevimsizliğiyle sırıtan delikanlı sebebini anlamadığı bir utanma ve sıkınt ı hissine kapılsa da gelip masaya oturur.

Adam anlaşılır ve yumuşak bir sesle,'Bu Rozet tüm dünyada, içinde olduğumuz ayda, kadınların arasında meme kanseri bilincini yaygınlaştırmayı ifade ediyor.Ben bu rozeti annemin adına takıyorum' der.Bu açıklama karşısında başkalaşan delikanlı,'Çok üzüldüm, anneniz meme kanserinden mi öldü' diye sorar.

'Hayır' diye cevap verir orta yaşlı adam ve devam eder:'Annem sağ. Küçük bir çocukken kendimi yalnız hissettiğim korkulu anlarımda her zaman başımı saklayabileceğim ve huzur bulacağım yumuşak bir yuvadır annemin memeleri. Annemin sağlığı için dua ediyorum.'Hımmm' diye kekeler delikanlı.

'Bu rozeti karım için takıyorum' diye devam eder orta yaşlı adam.

'Karınız da herhalde iyi' diye sorar delikanlı.'Evet, evet' der adam'Karım benim için aşk ve sevgi kaynağı olmuştur her zaman. 23 yıl öncesevgili kızımızı beslemiştir memesiyle. Karımın sağlığı için Allah'a şükrediyorum.

''Sanır ım kızınızın sağlığı için de takıyorsunuz?

'Hayır.... Kızımı bir ay önce meme kanseri nedeniyle kaybettik.Yaşının çok genç olduğunu düşünerek ihmal etmiş memesinde fark ettiği kitleyi. Bu nedenle geç kaldık.

'Genç delikanlı, yüzündeki utangaç ve üzüntülü bir ifadeyle,'Çok üzgünüm bayım. Özür dilerim' der...

Orta yaşlı adam 'Kızımın anısına öğünerek takıyorum Bu küçük pembe kurdeleyi. Bu sayede çevremdekileri de aydınlatabiliyorum. Şimdi evine git, karınla, kızınla, annenle konuş' deyip cebinden çıkardığı küçük pembe kurdele rozetini uzatırken, delikanlı öne eğilir ve takmama yardım edebilir misiniz?' diye mahçup mahçup sorar.

Bu öyküyü Türkiye Meme Vakfı'ndan Dr. Can Gürbüz gönderdi..

Öykünün altına bir de not düşmüş:

'Bir mumun, diğer mumu yakarak aydınlatmasıyla kaybedeceği hiçbir şey yoktur..'


7 Kasım 2009 Cumartesi

Hangi yiyecekler GDO lu???

Bu aralar hangi kanalı açsan GDO konusu konuşuluyor.Birde GDO yu düşünür hale geldik.Ne yesek ne yemesek ya GDO luysa diye..Bodrumda pazardan alıveriş yaptığımız için yerli tanıdığımız kişilerden alıyoruz.Onlarında kendi ürettikleri ürünler olduğu için içim rahat..Ama sadece bunlarla kalsa iyi GDO bulunan ürünler soya,mısır,sucuk,salam,sosis gibi kırmızı etin bulunduğu ürünler,fındık fıstık ezmesi,çikolatalı ürünler,hazır çorbalar,cola,meyve suları,mısır yağı,unlu mamüller,süt tozu ve bebek mamaları bu listeden sonra geriye ne kaldı diye düşünmeyen yoktur heralde bu ürünlerin çoğunu kullanıyoruz.Bugünden sonra kullanmıcakmıyız?

Gece Çocuğunuzu Nasıl Yatırıyorsunuz???


Mert geceleri üstünü örtmeyi hiç sevmiyor.Eski evimiz kaloriferli olduğu için sorun olmuyordu ama şuan klima ve elektrikli sobayla ısınıyoruz.Büyüdükçe örtüyü hiç istemiyor.Artık yanımızda bile yatsa örtmeyelim diye ayak ucumuza yatıyor.En son anneannesi uyku tulumu aldı.Uyanıkken asla giydiremiyoruz.Ancak uyuduğu zaman giydirebiliyorum.Oda bana çok kalın geliyor bu seferde içinde terlerde teri soğursa daha kötü olur diye düşünüyorum.Aynı sorunu yaşayan ve çözümünü bulanlardan yardım bekliyorum:))

4 Kasım 2009 Çarşamba

Fırında Beşamel Soslu Ispanak

Bu tarifi yemekteyiz programında ıspanak topları diye görmüştüm.Ama ben fırın tepsisinde yaptım.Malzeme miktarlarını kendim belirledim.Gerçekten değişik bir tat oldu.Ispanağı zorla yedirdiğim oğlum bile 2 tabak yedi.Çocukları ıspanak yemeyenler için müthiş bir çözümm(Resim çekmeyi unuttuğumdan:) internetten uygun bir resim buldum.Daha bu bloga tam alışamadım mı ne:)))

MALZEMELER
Yarım kg ıspanak
8-9 adet mantar
1 adet soğan
Kaşar peyniri
Az mısırözü yağı
Tuz

Beşamel sos için
2 su bardağı süt
2 yemek kaşığı un
Tereyağı
Tuz
Beşamel sos yapılışı
Eritilen yağa un ilave edilip kavrulur.İçine yavaş yavaş süt eklenip hızla karıştırılır ki topaklanma olmasın.Bu beşamel sosta unu fazla kullandım.Kıvamı koyu olsun diye..


YAPILIŞI
Soğan ve mantar doğranır ve az mısırözü yağında suyunu salana kadar kavrulur.Ardından yıkanıp doğranan ıspanaklar tuz eklenip kavrulmaya devam edilir.Pişen karışım fırın tepsisine alınıp üzerine beşamel sos ve rendelenmiş kaşar peyniri serpilip 200 derecelik fırında üstü kızarana kadar pişirilir.

30 Ekim 2009 Cuma

Parlak Bulaşıklarrrr


İnternette dolanırken geçenlerde arap sabunu nerelerde kullanılır yazısını okumuştum.Çoğu kişide çamaşır ve bulaşık makinasında kullandıklarını yazmışlar.Saf sabun olduğu için diğer markalı deterjanlardan daha çok güvenilir olduğunu belirtmişler.Birde bulaşık makinasında parlatıcı yerine elma sirkesi öneriliyordu..Arap sabunu sağlıklı olsada makinalarda bir bozukluk yapıp yapmıcağını bilmediğim için onu denemeye şimdilik cesaret edemedim.Ama elma sirkesini bugün bir cesaret denedim.Sonuçtan gerçekten çok memnun kaldım.Bardaklar önceki halinden daha parlaktı.Denemenizi tavsiye ederim.

27 Ekim 2009 Salı

Gripte soğanın faydası

Bu yazıyı http://bizimgibiler.blogspot.com/ da okudum.Gerçeklik payı ne kadar bilmiyorum ama ben yapmayı düşünüyorum.Sonuçta kaybedecek birşey yok..Ama evde kokusu nasıl olur onu bilmiyorum:))
GRİP için bir Eski zaman öyküsü… 1919 yılında, Dünyada 40.000 milyon kişinin Grip ten öldüğünde, bir Doktor birçok çiftçiyi Griple mücadelede yardım amacıyla ziyaret eder.Birçok çiftçi ve ailesi Grip kapmıştır ve birçoğu ölürler. Doktor ziyaretlerine devam eder ve bir sürprizle karşılaşır, ziyaret ettiği bir çiftçi ve ailesi çok sağlıklıdır.Doktor böyle olabilmesi için aileye herkesten farlı ne yaptıklarını sorar ve cevaben çiftçinin hanımı odaya , bir tabak içine soyulmamış bir SOĞAN koyduklarını (muhtemelen diğer odalara da) söyler.Doktor buna inanamaz ve bu soğanlardan birini alarak Laboratuvarda Mikroskop altına koyarak inceler ve soğanın içinde Grip virüsünü görür.Soğan açıkça Grip bakterisini absorbe etmiş, emmiştir ve bu sayede de aile sağlıklı kalmıştır. Evet, ben bu hikayeyi Kuaförümden duydum.O, bana yıllar önce birçok çalışanının Grip olduğunu ve böylece müşterilerinin de Grip kaptığını anlatmıştı.Gelen yılda o, dükkanına çukur bir tabak içinde bir SOĞAN yerleştirir.Ve büyük bir sürpriz yaşar, o yıl hiçbir personeli Grip olmamıştır.O işe yaramıştır…(hayır, şimdi o sanıldığı gibi bir soğan işinde değildir) Bu öyküden alınacak ders, bir miktar soğan almanız ve evinizin çevresinde biryerlere yerleştirmenizdir. Ne olduğunu görmek için onu deneyin.Biz geçen yıl onu denedik ve asla Grip olmadık. Eğer o sizi ve sevdiklerinizi bu hastalıktan kurtarırsa ne güzel.Buna rağmen şayet Grip olursanız, o daha yumuşak ve uysal geçebilir. Bir miktar SOĞAN satın almaya vereceğiniz birkaç liradan başka ne kaybedebilirsiniz? ...

22 Ekim 2009 Perşembe

Bebeğimin odası nasıl olmalı?

Hamilelik döneminde herkezi bir telaş sarar acaba bebeğimin odası nasıl olmalı diye..Aynı telaş ve heyecanı bende yaşadım.7 ay bitene kadar hiçbirşey almadık.Sonra bebek mağazalarını gezmeye başladık.Bir mağazada mobilyasını beğendiğimiz ama renk ve şekilleri beğenmediğim bir takım gördüm.İstediklerimizi imalatçı oldukları için yapabileceklerini söylediler.Beğendiğim bordürün minyatür resimlerinden çekmece tutacakları ve dolaplarının üstüne resimleri kondu.Bordürden avize ve gece lambası yapıldı.Enson perde ve halı tamamlayıp oda bitti.Oğlumun doğumuna bir hafta kala herşey hazır oğluşumuzu beklemeye başladık.Tabii oda hazırlama o olmadan odasını görmek akşamları o odada oturmak çok güzel duygulardı.Ama şuan ki aklım olsa bu kadar tefauratlı düşünmez ve yapmazdım.Çünkü mert 2 aylıkken odasını ayırdık.Hastalanınca yanımıza aldık.Alış o alış oldu.2 yaşına kadar beraber yattık:)Şimdilerde artık odasında vakit geçirmeye başladı.Ama şimdide odasını beğenmiyor.Devamlı arabalı yatak alalım mı diyor.Oda takımımızda yepyeni değişirmeye kıyamıyorum.İşte zamanında çok hevesli olmayıp dolap ve beşikten ibaret olan sade bir oda yapsaydım.Şimdi oğlumun zevkine göre hangi oda takımını isterse o alınırdı.Bakalım zaman ne gösterecek...

Avon Dünyası

Avonun müşterisi olarak birgün bakmışım ki avon temsilcisi olmuşum:)Anne,kuzen,yenge ve teyzeler hep başka temsilcilerden alışveriş yapıyorduk.Birgün kuzenim sen niye yapmıyorsun hem fazla para ödemeyiz hemde avantajlarından faydalanırız dedi.Bende neden olmasın diye hemen internet sayfasına baktım.İnternetten başvuru yaptım ve 1 hafta sonrada avon temsilcisi oldum.Olduğumuz günden bu güne kadar nasıl olsa giriş fiyatlarından alıyoruz diye almadık birşey bırakmadık:)Bazı ürünleri gerçekten çok güzel ama arada umduğunuz gibi çıkmayanlarda oluyor..Bu ayki kampanyadan aldığım 2 üründen çok memnun kaldım.


Farlar teal serisinden bu senenin moda renkleri jet femme de günlük kullanılabilecek bir parfüm kokusu hem hafif hemde kalıcı..
Avon siparişleri alınır...Katalog fiyatı değil giriş fiyatı uygulanır:)))

Mcqueen tutkusuuuu

Sizinde oğlunuz mcqueeni seviyor mu?
Benim oğlum tam bir şimşek mcqueen hastası filmi vizyona girdiğinde Mert 1.5 yaşındaydı.Babasıda saolsun dvdsi çıkmış diye birgün alıp geldi ve başka hiçbirşey izleyemez olduk.Kaç kere izledik sayısını bile hatırlamıyorum.Sonunda bir çaresini bulup odasındaki televizyonu salona taşıdık.İzlesede izlemesede tv hep açık kalıyordu.Sesini bile duyması ona yetiyordu.


2.yaş gününde de hoşuna gitsin diye davetiyelerimiz,pastalamız ve kendi hazırladığım süslerimizin hepsi şimşekliydi.Birde sevdiği müziklerden cars filmi arabalarının fonda olduğu bir vcd hazırladım.O evde yokken süsleri taktık.Görünce ki hali hala gözümün önünde:) Zamanla geçer dediğimiz bu tutku hala daha devam ediyor.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Yoğun Günlerrr

Günler o kadar yoğun geçiyorki pc başına oturup yazı yazmaya vaktim olmuyor.Mertin okul sorunları aynen devam her sabah ağlayarak okula gidiyoruz.İçeri girince susuyormuş.Bu hafta toplantılar haftası oldu.Cumartesi okulumuzun genel toplantısı vardı.Okulda yapılan ve yapılacak etkinliklerden,giriş çıkış saatlerinden ve beslenme konularından konuşuldu.Bugünde sınıfımıza özel yapılan toplantı vardı.3-4 yaş için olan eğitici dergilerden getirmiş öğretmenimiz onlara baktık.Ara öğünde ne yedireceklerine karar verdik.En önemliside okullarda yapılacak olan domuz gribi aşısını konuştuk.Yaptırmak kişiye bağlıymış ve yaptıracak mısınız diye bilgi aldılar.Ben daha Mertin İzmirdeki doktoru ile daha konuşmadım ama yaptırmayı düşünmüyorum.Daha testlerden geçmemiş bir aşıyıda nasıl piyasaya sürüyorlar onuda anlamış değilim.Duyduğuma göre bir takım alerjisi olanlar yaptırdığı taktirde sonu kötüye gidiyormuş.Bu yaştada oğluma alerji testi yaptırıp onca iğneyi yaptıramam.Başhemşire olan yengemlede bu konuyu konuştuk.Oda aşı taraftarı değil en iyisinin elleri sıksık yıkamak ve devamlı ellerin kolonyalanması gerektiğini söylüyor.Bizde ogünden bu yana çok dikkat ediyoruz.Kullandığımız sıvı sabunu bile değiştirdim.Antibakteriyal olmasından dolayı protex ultra kullanmaya başladım.İnşallah faydası vardır.Sözde değildir.Yarında okul aile birliği toplantımız var.Birde bunların yanında annemler tatilde olduğu için muhtarlıkta bana kaldı sabah 10-12 öğleden sonrada 2-4 arası oraya bakıyorum.Bu haftaki yoğunluk bitince aklımda olan fikirleri artık yapmak istiyorum.

12 Ekim 2009 Pazartesi

Örgü zamanı...

Motif makinası ile yaptığım şallar ve şişle yapılmış şal

Gri ve krem kirpi yünle yapılan etoller

Kışın yaklaşmasıyla yine örgü elişi sitelerine bakmaya başladım.Kışın yapmasını en sevdiğim örgü ve tığ işleri yapmak. Resimdekileri geçen sene yapmıştım.

4 Ekim 2009 Pazar

Mutfakta Kış Hazırlıkları 2

Yaz sonu geldiğinde en sevdiğim kış için yiyecekleri hazırlamak.Zamanında ki tadı hiçbir zaman olmuyor ve kışında dolaptan çıkarıp hazırlaması çok pratik oluyor.Taze fasülye,börülce,patlıcan,dolmalık biber,barbun fasülyeden sonra sıra domatesleri hazırlamaya gelmişti.Onlarıda yaptım ve kış için hazır ve nazır bekliyorlar:)
Pazardan aldığım armut domatesler soyuldu.

Bir kısmını küpküp doğrayıp kilitli poşetlere paylaştırdım.

Bir kısmınıda oğluşum menemeni sevdiği için küpküp doğrayıp menemenlik kalanıda rondodan geçirip çorbalara koymak için hazırladım.Ayrıca domates sosu için rondodan geçmiş domatesleri ocakta kaynarken içine kaya tuzu ekledim.15dk pişirdikten sonra kavanozlara doldurdum.Üstüne yağ döküp kaynattığım kavanoz kapaklarını kapattım ve ters çevirip 1 gün beklettim.Bu hazırlamış olduğum domates sosu makarnalarda kullanıyorum hem pratik hemde zamanındaki domatesle tadı daha bir lezzetli oluyor.

2 Ekim 2009 Cuma

Paşammm


Bugün okula değil sanki eziyete gittik.Paşam bu sabahta bir sürü dil döktükten sonra okula gitmeye karar verdi.Ama şartlı olarak oda sınıfa kendi girecek ben sınıfın penceresinden ona bakıcaktım.Bende tamam dedim ve pencere önünde beklemekle güne başladık.Bugün hiç olmazsa dışarda bekletiyor aşama atladık derken öğretmenimiz böyle olmaz anneler bekledikçe alışmaları zor diyerek sınıftaki bekleyen anneleri dışarı çıkardı.Mert bana sen gitme anne burdan bak derken pencerede kapanıcak dedi ve kapattı.Ağlayarak içerde kaldılar.Tabii benimde moralim bozuldu ağlamaya başladım.Ne kadar zor bişeymiş anlatamam.(Buarada durmayan tek paşam deil benim gibi ilkgünden beri bekleyen 4 anne daha var)Sonrasında müdür yanımıza gelip bizimle konuştu.Anlıyorum sizin için zor ama bunu yapmazsak asla alışmazlar ve sizin burda olduğunuzu bildikleri için yapılan faaliyetlere katılmazlar,arkadaş edinmezler hep sizle ilgilenirler dedi.İçerde ne oluyor napıyorlar diye için için kendimi yedim. Gidip baksam olmaz tam o sırada öğretmenimiz dışarıya çıktı.Ağlamıyorlarmış ve çizgi film izliyorlarmış.Birazdan dışarı çıkarıcam sizleri görmesinler dedi.Bizde evi yakın olan ilaydanın annesine kahve içmeye gittik.Saat 12 gibi okula geri döndük.Paşam ve İlayda bahçede oturuyormuş.Arabayı görünce hemen kapıya geldiler.Beni gördüğünde ağlar diye düşünürken gayet iyiydi.


Ona ödül olsun diye çok istediği otopark setini alıp arabada saklamıştım.Aferim ağlamamışsın ondan istediğini aldım deyince daha bir mutlu oldu.Tabii onu duyarda durur mu öğretmeniyle bile zor konuştum.Öğretmeni gayet iyiydi pazartesiden itibaren daha iyi olacak dedi.Bizde inşallah demekle yetindik.Bakalım pazartesi ne olacak...

27 Eylül 2009 Pazar

Neler oluyor



Tüp bebek yöntemiyle hamile kalan ve yapılan yanlışlık sonucu başka bir çiftin embriyosunu taşıdığını öğrenen ABD'li kadının cesur kararı: "Bebek doğduktan sonra biyolojik ailesine vereceğim."



Bu haberi okuduğumda çok etkilendim.Uzun zaman çocuk özlemi çek ve tam hamile kaldığın zamanda telefonla arayıp o sizin bebeğiniz değil desinler:(Belki bencilce düşünüyorum ama ben olsam ailesine vericem demezdim.9 ay karnında taşıyorsun ve senin parçan oluyor.Gelip senden alıp başkalarına veriliyor.Allah kimseye böyle bir olay yaşatmasın...

24 Eylül 2009 Perşembe

Okul Heyecanı

Dün en son hazırlıklarımızı yaptık.Okuldan istenenleri hazırladık.Tırnaklarımızı kesip banyoya girdik.Tabii Mertten çok ben heyecanlıydım.Acaba nasıl olacak duracak mı? durmayacak mı? Sabah telefonun alarmı çalmasıyla hepimiz ayaktaydık.Hazırlandık ve okulumuza gittik.

İlk başlarda kendide çok sevinçliydi ama okulun kalabalıklığından mı nedir zamanla mızmızlık yapmaya başladık.Beraber sınıfta oturduk,dışarılarda gezdik ama nafile eve gidelim demeye başladı.O kadar da çok okula gitmek istiyordu.Zaten öğretmenle konuşmuştuk ve o isteyen çocuklar durmaz istemeyenlerde ses çıkarmaz demişti.Benim ki umursamaz diyordum ama hiçte öyle olmadı.Kahvaltı zamanında ben olmadan kahvaltısını yaptı.Oyun odasına oynamaya gittiler.Bizde babasıyla görünmeden dışarıda bekledik.Ondan yarım saat sonra bir ağlama sesi aynı Mert baktım ki oğluşumuz ağlıyor.Biraz konuştuk ve öğretmenimizden izin alıp bugünlük bu kadar yeter deyip okuldan ayrıldık.Ne kadar zor birşey anlatamam.O durmak istemeyip ağladıkça insan kendini kötü hissediyor.İnşallah en kısa zamanda alışır.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Mutfakta Kış Hazırlıkları 1

Ramazan bayramınıda geride bıraktık.Bayram ziyareti için Muğla ya gittik.Her zaman ki gibi anneannemlerin kış hazırlıkları başlamış.Salçalar hazırlanmış.Biberler dizilip kurumaya bırakılmış.

Erişteler kesilmiş ve kuruyup yemeye hazır hale getirilmiş.


En zor olanıda tarhana bayaa bir telaşlıydı.İlk defa tarhana yapılırken gördüm.Kışın zevkle yiyiyoruz ama içimdende bir tabak çorba için bu telaşa değer mi diye düşünmedim değil:) Kazanda suyla tarhana otu kaynatılıyor ve kaynayan suya elekten geçirilmiş buğday ekleniyor.Suyu çekene kadar pişirilip masaların üstüne soğuması için seriliyor. Soğuduktan sonra yoğurtla karıştırılıp beklemeye alınıyor.Buğdaylar şiştikten sonra yuvarlak kurabiye gibi şekil verildikten sonra yine kurumaya bırakılıp yemeye hazırlanıyor.Tabii bu yapılanlardan biz ayrıca yapmıyoruz.Her yapılandan anneannem sağolsun bizede veriyor:)


Benim hazırladığım kış hazırlıkları;
*Börülce ve fasülyeyi domatesle pişirip torbalıyorum.

*Domatesleri rondodan geçirip kaya tuzuyla kaynatıyorum.Kavonazlara koyup kapakları kaynattıktan sonra ağzını kapatıyorum ve ters çevirip 1 gün bekletiyorum.

*Armut domatesi dediğimiz domatesleri küp küp kesip torbalıyorum.

*Barbun fasülyeleri haşlamadan çiğ torbalıyorum.

*Patlıcanları karnıyarıklık olarak hazırlayıp kızartıyorum ve torbalara 4 er tane koyuyorum.

Bunları önceden hazırlamak hem pratik oluyor.Hemde Mevsiminde yediğin tadı alıyorsun.









19 Eylül 2009 Cumartesi

NiCe BaYRaMLaRa

Kardeşliğin doğduğu, Sevgilerin birleştiği,Belki durgun, belki yorgun,Yine de mutlu, yine de umutlu,Yine de sevgi dolu nice bayramlara...







Bayram Tatlısı

Bugün bayram tatlımızıda yaptık.Annemin tarifi olan
KALBURABASTI


Malzemeler : 1.5 su bardağı ayçiçek yağı
1 su bardağı süt
1 su bardağı tozşeker
1 tatlı kaşığı karbonat
yarım limon suyu
200gr dövülmüş ceviz
Aldığı kadar un



Şerbeti : 5 su bardağı su
4 su bardağı şeker



Yapılışı : Ayçiçek yağı,süt ve tozşeker bir kaba konup şeker eriyinceye kadar karıştırılır .Karbonat ilave edilir ve üzerine limon dökülür.Kabarınca iyice karıştırılır.Aldığı kadar un konup(kulak memesi kıvamında) cevizler ilave edilir. Ceviz büyüklüğünde alınan parçalar rendeden geçirilerek üstüne şekil vermesi sağlanır.Fırında 180 derecede kızarıncaya kadar pişirilir.Su ve şeker kaynatılıp şerbet yapılır.Dikkat edilmesi gereken şerbet sıcaksa kalbura bastılar soğuk olmalıdır.Şerbetin içinde bekletildikten sonra hazırdır.

17 Eylül 2009 Perşembe

Hangisini İzlesekkk

Kışın yaklaşmasıyla televizyon kanalları yine rekabet içine girdi.Her kanalda yeni bir dizi fragmanı dönüyor.Bizde acaba hangisini izlesek diye düşünür hale geldik.


Geçen dönem takip ettiğim diziler Sonbahar ,Aşk-ı Memnu ve Melekler Korusun bu senede izlemeye devam ediyorum.Geçen dönemden izlediğim Yaprak Dökümü de var ama bu sene izlemeyi düşünmüyorum.Bir ailenin hayatında hiç mi iyi birşey olmaz hep sıkıntı hep bir olay insanıda sıkıyor.Ondan izlememeye karar verdim.Yeni başlayan dizilerde var.Bunlardan izleyipde beğendiğim Kül ve Ateş var.Birde fragmanlardan görüpte beğendiğim Ezel onuda izlemeyi düşünüyorum.Tabii bunlar düşüncede var inşallah Mert izin verirde rahatca izleyebilirim:))

16 Eylül 2009 Çarşamba

Okul Fobisini Yenme Formülleri

Medical Park Bursa Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Elif Kutlu Merzeci, okul fobisini yenmede ‘ilk gün’ün dönüm noktası olduğunu belirterek, anne ve babalara tüyolar verdi.
Anne bağımlılığı
Çocuklar; okulun getirebileceği sorumluluklardan ürktükleri gibi, aslında ağırlıkla anneden ayrı kalmaktan korkarlar. Bu korku, anneyle çocuk arasında ne derece sağlıklı bir bağ kurulduğu konusunda bize çok önemli ipuçları verir. Anneden şiddetle ayrı kalmayı reddeden ve bir-iki hafta geçmesine rağmen, anneden ayrı kalamayan çocuklarda, anneye karşı geliştirilmiş aşırı bağlılık sorunu olduğu düşünülebilir.

İlk günü güzel atlatın

Okul fobisinin aşılmasındaki en önemli adım; ilk günü başarıyla atlatmaktır! Okulun ilk günü; anne ve babaların sakin ve rahat bir tutum izlemesi, çocukların okula karşı duydukları kaygıyı azaltmasına yardımcı olur. Ancak anne ve baba yüzünde kaygılı bir ifade takınır, çocuğunu panik içinde hazırlar ve okula yetiştirmeye çalışırsa çocuk da kaygılanır. Bu nedenle okulun ilk günü yeterince erken kalkılmalı, panik yapmadan hazırlanılmalı ve zorlamadan ailece keyifli bir kahvaltı yaptıktan sonra okula gidilmelidir.

Onu kimseyle kıyaslamayın

Çocuk çok korkuyor ve ağlıyorsa, bunun nedenleri kendisine yumuşak bir üslupla sorulmalı. Kesinlikle alaycı, küçümseyen ve kıyaslayan bir tavır takınılmamalı. Çocuğa, okulun korkulacak bir yer olmadığı uygun bir dille anlatılmalı.
Asık suratlı değil güleryüzlü eğitim
Okulun ilk günlerinde, anne ve babalar kadar öğretmenlere de önemli görev düşüyor. Hemen derslere başlamak yerine okul tanıtılmalı. Okulun çocuklara ne gibi faydalar sağlayacağı esprili karikatürlerle, küçük piyeslerle, tiyatro gösterileriyle uygulamalı olarak anlatılabilir. Bu gösterilere çocukların da katılması sağlanırsa, daha etkili olması sağlanabilir.

Önce uyum sonra beslenme

Bir diğer önemli konu ise çocuğun okulda geliştireceği beslenme alışkanlıkları. Beslenme konusunda, özellikle ilk günlerde, aileler kesinlikle baskıcı olmamalı. Yeni bir hayata alışmaya çalışan çocuk için beslenme ihtiyacı, kaygıdan ötürü ikinci plana atılabilir. O nedenle ilk günlerde çocuğa baskı yapmadan, davranışları sadece izlenmeli. Okula karşı kaygısı azaldıkça, beslenme alışkanlıklarının da oturmaya başladığını göreceksiniz. Ama okula alıştığı halde beslenme sorunları devam ederse, öğretmeni ile işbirliği içinde sorun çözülmeye çalışılmalı.

Çocuğunuzun okula başlamasının üzerinden günler geçmesine rağmen korkuları ve uyumsuzluğu devam ediyorsa ve durumunda herhangi bir değişiklik olmuyorsa, uzman bir psikologa başvurmanızda fayda var.









13 Eylül 2009 Pazar

6 Sene Geride Kaldı


Bugün evliliğimizde 6 seneyi doldurduk.Zaman nede çabuk ilerliyor.Şöyle bir düşününce bunca sene nasıl geçmiş diyorsun.Sanki daha yeni gibi..İyiki eşim hayatımda var iyiki onu tanımışım ve tabii iyiki de dünya tatlısı bir oğlumuz olmuş.Seni Seviyorum Aşkımmmmm...